Dün geceye kadar Euroleague tarihinin en unutulmaz 2 finalinde ev sahibi olarak yer alıyorduk. İlki 16 Nisan 1992’deydi. Fenerbahçe o yıl Barcelona’ya elenip gruplara kalamamış, Katalan devine karşı 73-79’un rövanşını deplasmanda 45 sayıyla (95-50) yenilerek Türk basketbol tarihinin en ağır hezimetlerinden birini yaşamıştı. 32 yaşındaki başantrenör Zeljko Obradovic’in Partizan’ı ise Joventut Badalona’yı Abdi İpekçi’den Djordjevic’in son saniye üçlüğüyle yenerek Avrupa’nın en büyüğü olacaktı. Diğer, Duson Ivkovic’in “basketbolu bütçeler değil, akıl ve yürek oynar” veciz sözünü bırakacağı 13 Mayıs 2012’de Sinan Erdem’de oynanan Final-Four’du. Spanoulis’in Olympiacos’u 19 sayıdan dönüp, Kirilenko’lu Shved’li yıldızlar topluluğu CSKA Moskova’yı Printezis’in o hatırlandıkça tüyleri ürperten son saniye basketiyle yenmeyi başarmıştı. 19 yaşındaki Papanikolaou o maçta hiç kaçırmadan 18 sayı atmıştı! CSKA’nın Litvanyalı unutulmaz forveti Ramunas Siskauskas, Olympaicos’un son hücumundan önce serbest atış çizgisinden 2’de 0 atmış, kendisini affedemediği için o yaz basketbolu bırakmıştı.

Avrupa basketbolu ve Final-Four dendiğinde pek çok hikaye bulmak mümkün elbette. Ama bu ikisi belki de en özel olanlarıydı. Taa ki düne kadar. Berlin’deki Fenerbahçe-CSKA Moskova finalinde bu kez bizzat özne olarak vardık. Obradovic’in Fenerbahçe’si bir ara 21 sayı geriye düştüğü, 16 sayı geride girdiği son çeyrekteki 30-14’lük performansıyla son topa 2 sayı önde girdiği maçı uzatmada kaybetti. Victor Khryapa’nın 1.2 saniye kala maçı uzatmaya götüren tipi de Avrupa basketbolunun unutulmayacak anlarındandı. NBA TV dahil dünya üzerinde 97 televizyon kanalında canlı yayınlanan bir Euroleague finalini katleden Sloven hakem Damir Javor’un da unutulmayacağı gibi.

Jan Vesely’nin faul çizgisinden 10’da 1’le oynayıp son çeyrekte ve uzatmada süre almaması. Takımın 1 numaralı skor opsiyonu Bogdanovic’in sadece 6 sayıda kalıp 6’da 0 üçlükle oynaması, Khryapa’nın tipinde box-out etmeyi unutan Fenerbahçe savunması, Sloukas’ın maçı 0 asistle tamamlaması gibi detayları hakem faciasının arkasına saklamak da doğru olmaz. Ama bunlara rağmen hem CSKA’nın parkedeki 6’ıncı oyuncusu Yavor’u hem de o Teodosic’i parkeye gömmek mümkündü.

Olan oldu. Kabullenmesi zor biliyorum. Düşündükçe kahrolmamak elde değil. Yine de teselliyi iki detayda buluyorum kendi adıma. Djordjevic’in üçlüğü, Papanikolaou’nun 19 yaşında yaptıkları, Siskauskas’ın kaçırdığı fauller gibi Berlin’de de iki unutulmaz an vardı maçta. İlki, geri dönüşün mimarlarından Bobby Dixon’ın soktuğu 5’inci üçlükten sonra Teodosic’e kalbini göstermesiydi. Diğeri ise maç bitiminde Kostas Sloukas’ın kendisini tebrik etmeye gelen CSKA koçu Itoudis’e “Beni değil hakemi tebrik” demesiydi. Dixon’la Sloukas orada hepimizin adına konuştu. Hepimizin isyanını haykırdı. Başta Obradovic’e, Fenerbahçe’ye ve Türkiye’ye Obradovic vizyonunu getirenlere sonra da parkeye karakter koyan tüm oyunculara sonsuz teşekkürler.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.