Çetin Yılmaz: Türk Antrenörlerine Şapka Çıkarmak Lazım
7. Uluslararası Antrenör Gelişim Semineri’nin konuşmacılarından biri olarak Alanya’da bulunan Çetin Yılmaz, Türk antrenörlüğü hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türk basketbolunun gelişiminde antrenörlerin payının çok büyük olduğunu ifade eden Yılmaz, ayrıca genç antrenörlere de çeşitli tavsiyelerde bulundu.
Antrenörlere yönelik böylesi seminerlerin, antrenörlere bakış açısı vermek açısından öneminin çok büyük olduğunu söyleyen Çetin Yılmaz, “Federasyonumuzun Eğitim Kurulu, bu seminerleri gerçekten özen vererek yapıyor. Bu kuruldaki insanları tebrik etmek lazım, çok ciddi bir organizasyon yapıyorlar. Bunu da Avrupa’daki diğer eğitim kurullarıyla kıyaslama yaparak söylüyorum. Örneğin eğitim faaliyetlerimiz İtalya’ya göre iki kat daha fazla. Tabii ki antrenör gelişimi sadece seminerle sağlanamaz. En kısa sürede staj sistemini hayata geçirmemiz lazım. Bu konuda kendim yaptığım bir çalışma var. Bunu öncelikli olarak Antrenörler Derneği, sonra da Federasyon ile paylaşacağım. Seminerler madalyonun bir tarafı ama genç antrenörlerin, kulüplerde tecrübeli antrenörlerle birlikte zaman geçirmesi de lazım. Onlarla birlikte toplantılara girip antrenman programlaması, yaz çalışması gibi süreçleri tecrübe etmeleri, ligi yaşamaları gerekiyor. Bence antrenörler esas eğitimlerini bu şekilde kazanıyorlar” şeklinde konuştu.
Çetin Yılmaz, seminer boyunca antrenörlere özellikle vurgulayacakları konular hakkında ise, “Öncelikle, eğitimci olduklarını ve çalıştırdığı çocukların kişiliklerine etki edeceklerini kendilerine hatırlatacağım. Basketbol antrenörünün kişiliğinin oluşması üzerine tecrübelerimi paylaşacağım. İkinci günde de savunma ağırlıklı olarak basketbol anlatacağım. Planlı bir savunmanın nasıl organize edileceğine dair fikirlerimi paylaşacağım. Savunma sistemini oturtmak için nasıl balık tutuluru anlatmaya çalışacağım. Şu sistemde bunu yaptırın gibi değil, ben nasıl yaptırıyorum, siz kendi sisteminizi nasıl kurgulayabilirsiniz şeklinde olacak. Umarım faydalı olur. Şahsen buraya heyecan duyarak geldim. Monitör takım olan Final Okulları basketbol takımının da seminerde daha iyi bir performans sergileyebilmesi için dün Cem Akdağ ile beraber bir antrenman yaptık. Kulüp anlayış gösterip oyuncularını bir gün önceden gösterdi ve oyuncular da büyük bir fedakarlık yaparak yol yorgunluğunun üzerine bizimle antrenman yaptılar. Bu da bizim antrenör arkadaşlarımıza gösterdiğimiz saygıdır. Böylece sahada dediklerimizi anlayarak iyi bir performans sergileyen, seminerin akışkanlığına katkı yapan bir takım olacak” ifadelerini kullandı.
Bir antrenör seminerinde ‘şampiyonluk kazandıracak seti anlatmak’ gibi bir durumun söz konusu olmadığını belirten tecrübeli antrenör, “Böyle bir durumun olmadığını antrenörlere göstermeye çalışıyoruz. Size, bu sene Avrupa’daki her takımın uyguladığı bir set çizebilirim. Yaklaşık 150 takım, küçük farklılıklarla benzer seti oynadılar. Basketbolda ne yaptığınız değil, nasıl yaptığınız önemli. Aynı seti oynarsınız ama bir takım diğerinden daha verimli oynar. Aradaki ‘nasıl yapıyorsun’ farkı, Panathinaikos’u Avrupa şampiyonu yapar, sen küme düşersin. Perdelemeden sonraki devrilmede, 30 derece değil de 60 derece olması gereken bir açı, şampiyonu belirliyor” dedi.
Çetin Yılmaz’ın Türkiye’deki genel antrenörlük seviyesiyle ilgili yorumu ise şu şekilde oldu: “Türkiye’deki antrenörlüğün olabilecek en ileri aşamada olduğunu düşünüyorum. Ben, Dünya Şampiyonası’nda, Avrupa Şampiyonası’nda, Euroleague’de antrenörlük yaptım. Bu yüzden sağlam temellere oturan bir karşılaştırma yapabiliyorum. Beko Basketbol Ligi’nde 16 takım ve her birinde de 12 oyuncu var. Bunların ortalama dördü yabancı desek, geriye toplam 128 Türk oyuncu kalıyor. Bu kadar az sayıda oyuncu arasından Avrupa ve Dünya ikincisi bir Türkiye çıkıyorsa, burada başarı tartışmasız şekilde antrenöründür. ABD’de ise her birinin organizasyonu Efes Pilsen veya Fenerbahçe Ülker seviyesinde olan 3.000 kolej takımı var. Sadece 45.000 oyuncu kolejde oynuyor. Bunun üzerine NBA, CBA, yerel ligler, NBDL ve de Avrupa’da oynayan ABD’lileri de eklersek 100.000 oyuncu ediyor. Bizdeki 128 oyuncunun milli takım seviyesinde olmayan yarısını da saymadığımız takdirde, 60 oyuncuyla 100.000 kişilik bir basketbolcu ordusuna karşı final oynuyorsan Türk antrenörlerine şapkayı çıkartacaksın. Dünya ikinciliğinden daha zor bir başarı olan Avrupa ikinciliği veya altyapılarda kazanılan madalyalar kesinlikle rastlantı değil. Her kulübün, her yöneticinin ve her oyuncunun bunu düşünüp Türk antrenörlerine hak ettiği saygıyı göstermesi gerekiyor.”
Türk basketbolunun gelişimini ise savunmaya dayandıran Yılmaz, “Türk basketbolunun gelişimi, antrenörlerin savunmaya ağırlık vermesiyle oluştu. Şöyle bir örnek yaşadık: Bir maçta 50 sayıyla yenildiğimiz Barcelona’yı, 2 sene sonra karşılaştığımızda yenme başarısı gösterdik. Arada değişen tek şey, benim çalışma sistemim ve savunmaya verdiğim ağırlık oldu. Kulüp organizasyonun gelişmesi, bütçenin artması ve Avrupa’da hazırlık maçları yapmak gibi başka etkileyici faktörler de oldu ama belirleyici faktör kesinlikle savunma ve bu savunmayı test etmek için kendimizden güçlü takımlarla hazırlık maçları oynamamız oldu. Farklı mağlubiyeti göze aldık ve bu farklı mağlubiyetler zaman içinde kabul edilebilir mağlubiyete ve sonrasında da galibiyete dönüştü. Bundan sonraki adım için de öncelikle kulüp yapılarının sağlıklı bir hale gelmesi lazım. Ayrıca, yapılması gereken bir diğer şey de genç altyapı antrenörlerinin başına çok tecrübeli, görmüş geçirmiş antrenörlerin gelmesi lazım. Küçük, yıldız veya genç takımların başına genç antrenörleri getirelim tabii ki ama o takımlarda oynayacak oyuncuların potansiyelini değerlendirecek kişiler, bahsettiğim tecrübeli antrenörler olmalı” sözlerini kullandı.
Röportaj: Kemal Mardin (TBF)

