UFUK SARICA: BASKI BİR YERE KADAR İYİDİR

Ufuk Sarıca, 13 Haziran 1972 yılında doğdu. Skorer guard ve kısa forvet pozisyonlarında görev yaptı. Efes Pilsen’de sayısız başarılar yaşadı. 1989-90 sezonunda Efes Pilsen A Takımı’nda başladığı profesyonel kariyerine 2003-04 sezonunda Beşiktaş formasıyla nokta koydu. 

Sarıca, oyuncuyken hedefleri büyük kulüplerde forma giydi. Basketbolu bıraktıktan sonra antrenörlük kariyerine başladığında şu an bulunduğu yeri hep hayal etti ve istedi. 3 yıl önce Efes Pilsen’den teklif gelmeden önce, Beşiktaş’tan antrenörlük teklifi aldı. Beşiktaş’dan aldığı teklif Sarıcayı çok memnun etti. Gurur duydu. Ama nazik bir şekilde bu gurur veren teklifi reddetti. O zamanki adıyla Efes Pilsen’in hedeflerinin kendi hedefleri ile örtüşmesi, bu hedeflere ulaşmak için önerilen teklifin yanı sıra Ufuk hocanın Euroleague tecrübesi yaşama isteği, Efes Pilsen’in yaptığı teklifi kabul etmesine neden oldu. 

İki yıl Ergin Ataman’ın, bir yıl da Perasoviç’in yardımcılığını yaptı. Bunlar Ufuk Sarıca’nın hedefleri doğrultusunda atmış olduğu adımlardı. Şu an bakıldığında doğru işler yaptığını görüyoruz. Basketbol hayatının çoğu Efes Pilsen’de geçti. Çok küçük yaşlarda geldiği Efes Pilsen’de sayısız başarılar yaşadı. En büyük başarılarda Ufuk Sarıca vardı. Kulübün yapısını, kimyasını çok iyi biliyor. Şimdi böyle bir takımın antrenörü olarak haklı bir gurur yaşıyor.

 

Kariyeriniz boyunca maçın kritik anlarında zor topları her zaman siz kullandınız. Maç içinde her zaman sorumluluğu alan kişi oldunuz. Şimdi ise kariyerinize antrenör olarak sürdürüyorsunuz. Maç içerisinde mola aldığınızda içinizden oyuna gireyim ve şu topu ben kullanayım dediğiniz anlar oluyor mu?
Başlangıçta oluyordu. Bu söylediğini sürekli yapmayı istiyordum. Ama şimdi olmuyor. Artık bu durumlarda kafam, topu kimin, nasıl kullanabileceğini hissetmekle meşgul oluyor. Oyunculuk kariyerimde böyle bir oyuncu olmam benzer kararlı vermemde bana avantaj sağlıyor. Antrenörlük kariyerimin başlarında benim zorlandığım bir durumdu bu. Sürekli girip oynamak istiyordum. Dışarda durmak bu durumlarda çok zor. Antrenörlük ve oyunculuk arasında çok fark var.



Anadolu Efes’in bu yıl takımı oluştururken oyuncu seçimindeki ana kriterler ne üzerine oldu?
Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun yaptığı değişikliklerden dolayı bizim son 2-3 sezonda kontratlarımız hep kısa süreli oldu. Son dönemlere bakıldığında ise sürekli 7 hatta 8 yabancıyla oynadığımız dönemler oldu. Ben, Türk oyuncuların kulüpte etkin rolde olması gerektiğine inanıyorum. Türkiye Ligi için, Avrupa için ve kulübün oluşumu, sürekliliği için benim öncelikli hedefim bu. Bunun yanında da fazla olmamakla beraber beş, maksimum altı yabancı oyuncuyla oynamayı düşünüyordum. Kaliteli yabancı oyuncular alarak kontratlarını yapabiliyorsak 2-3 sene olarak yapmak, planlama dahilinde değişime girmek istiyorum. Transferlerle ilgili ilk düşüncelerim açıkçası bu oldu. 

Sezon başında Rakocevic’in opsiyonunu son güne kadar kullanmadınız. Planlarınızın arasında Rakocevic’i tutmak var mıydı?
Igor Rakocevic’in buradaki basketbol yaşantısına baktığınızda kulüple oyuncu arasında çok verimli bir evlilik olmadığı görülüyordu. Geçen sezon takımı benim devraldığım dönemden itibaren geçirdiği son 1-1,5 ayda çok olumlu tavırlar sergiledi. Sezon bittiğinde ise benimle çok açık bir şekilde konuşarak takımda kalmak istediğini belirtti. Hatta kontratı ile ilgili fedakârlıklar yapabileceğini de söyledi. Biz de, dikkat ettiyseniz, tüm yabancı oyuncularımızı değiştirdik. Bunu yapmamızdaki ana sebep böyle bir değişime ihtiyaç olduğunu görmemizdi. Bu kadar köklü bir değişime gitmek sanıldığı kadar kolay değil. Bütün taşları değiştirmek, 8-9 oyuncuyla yolları ayırmak ve takıma istediğin tarzda oyuncuları kazandırmak sanıldığı kadar kolay değil. Nihayetinde Rakocevic ile bir anlaşmamız vardı. O’nun burada kalma isteğini açık bir şekilde belli etmesi bizim bu opsiyonu son ana kadar tutmamıza neden oldu ama ilk aşamada kalması konusunda isteğimiz yoktu. Sözleşmesinin olmasından dolayı kafamın arkadasında hep bir ihtimal olarak opsiyonun bitiş zamanını bekledim. Neticede bahsettiğimiz oyuncu Igor Rakocevic, Değerli bir oyuncu. Buradaki beraberliği belki çok iyi geçmedi ama ne olursa olsun iyi bir değere sahip oyuncu.



Oyuncularınız bireysel bazda oldukça yetenekliler. Ancak homojen bir yapı oluşması için de zaman gerekiyor. Siz, Anadolu Efes’in gerçek oyun kimliğine ne zaman tam olarak ulaşacağını düşünüyorsunuz?
Bunun için 2 ya da 6 ay gibi kesin tarihler koymak doğru değil. Ama bir gerçek var ki kadronuzda bireysel anlamda ne kadar iyi oyuncular olursa olsun takım olamadığınız sürece başarılı olmanız mümkün değil. Biz karakter ve oyun yapısı olarak defans yapan, defansif anlamda mücadele eden bir takımız. Kısa süre içerisinde ilk olarak bunu oturtmaya çalıştık. Arada sırada değişiklikler ve bu hedeften sapmalar olmasına rağmen biz bugün Türkiye ve Avrupa Ligi’nde en az sayı yiyen bir-iki takımdan birisiyiz. Bu önemli bir özellik, biz bunu şimdilik oturttuk. Özellikle her şeyi bir anda ama her şeyi bir anda oturtmak, özellikle ofansif anlamda verimliliği devamlı olarak almak çok kolay değil. Sezon başında hazırlık maçlarında çok iyi maçlar oynadığımız dönemler oldu. Bir ara düşüş yaşadık, sonra tekrar tempo olarak yükseldik, oyuncularımız birbirlerini daha iyi tanımaya başladı. Nereden bakarsanız bakın bugün itibarıyla beraberliğimiz 3 ay olmadı. Böyle takımların en azından yarım sezon ya da Play-Off’lara doğru zaman tanınması lazım. Ancak bu süre zarfında tam anlamıyla oyunları oturtması mümkün olur.

Ersan İlyasova’nın yerine transfer yapmayı düşünmediğinizi ve bu boşluğu takım içerisinde doldurmak isteğinizi daha önce söylemiştiniz. Bu mevki için transfer yapmama tercihi Savanovic’in maçlarda daha fazla yıpranmasına neden olmayacak mı?
Savanovic’in yıpranmaması mümkün değil. Zaten görünüşte bunu açıkça gösteriyor. Sezon başında NBA’den kısa süreli oyuncu almak istemiyorduk. Biz, Savanovic’i Kerem Gönlüm’ün yanına transfer ettik. İkisi birlikte oynayacaklardı. Fakat bizim için çok önemli bir Türk oyuncu olan Kerem Gönlüm’ün sakatlığı, Ersan’ın ise gelmekteki çok isteği ve hevesi, bizim Ersan’ı çok iyi tanıyor olmamız ve en önemlisi eğer kalabilirsem lokavt bittiğinde de kalmak istiyorum demesi bu transferi gerçekleştirmemizdeki en büyük etkenler oldu. Ayrıca biz lokavtın Ocak ayı sonunda biteceğini düşünüyorduk, Kerem Gönlüm’ün sahalara dönüşünün 6 ayı bulacağını tahmin ediyorduk. Tabii bunlar söylediğimi gibi tahmindi. Bu tahminde 1 aylık yanılma payımız oldu. Baktığımızda Ersan, Türk bir oyuncu ve bizim Ersan ayarında bir Türk oyuncu bulmamız zor. Yabancı oyuncu alabilirdik ama bu dönemde böyle bir hamle yapmak ne kadar doğru olabilirdi bilemiyorum. Şüpheli bir yaklaşımdı bizim için. Şimdi Kerem Gönlüm’ün gelişi 1-1,5 ayı bulacak. Bu süreyi Savanovic ağırlıklı kendi oyuncu rotasyonumuz içinde yapmak düşüncesindeyim. Genç oyuncumuz Gökhan var, tabii ki şu anki oyun yapısı özellikle Euroleague için yeterli değil ama potansiyeli olan bir oyuncu. Zaman zaman ondan da faydalanarak bu süreci minimum kayıpla geçmek istiyoruz.


Kerem Gönlüm’ün %100 sağlıklı dönmesi için tam olarak ne kadar zaman bulunuyor?
Sakatlıklarda zaman vermek çok doğru olmaz. Süre uzayabilir, ya da oyuncu kendini iyi hissedip erken dönebilir. Tüm bunlar değişkenlikler gösterebilir ama benim Kerem Gönlüm’le yaptığım görüşmelerde, doktorların verdiği raporlar doğrultusunda tahminime göre Kerem 15 Ocak itibarı ile belli ölçülerde sahada oynayabilecek duruma gelebilecek. Tam olarak form tutup sahalara dönmesi ise Şubat ayını bulacak.

Her takımın kadrosunda birçok kaliteli oyuncunun yer aldığı Beko Basketbol Ligi, size göre Avrupa’nın ve dünyanın neresinde?
Ligimiz çok enteresan. Birkaç takımı çıkarttığımızda gününde olmadığınız zaman, maça konsantre olmadığınız zaman maçları kaybediyorsunuz. Bizim çok iyi bir kadromuz var, ama diğer takımların da kadrolarında çok iyi oyuncular var. Sistemin getirdiği avantajla özellikle altlarda mücadele eden takımlar doğru yabancı oyuncuları buldukları zaman yukarıdaki takımlara rakip olabilecek güce sahip oluyorlar. Zevkli bir ligimiz var. Televizyondaki maç yayınları, basketbol programları ve ligdeki yapılanma Beko Basketbol Ligi’nin kalitesini yansıtmak açısından önemli hamleler. Ligin pazarlanması çok önemli, bu konuda bu sene çok önemli işler yapıldı. Sizin vasıtanızla bu konuda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Ama hala seyirci ve basındaki sayfa yeri açısından hakkı olan yere gelmediğini düşünüyorum. Umut ediyorum bu süreç yükselerek devam eder ve önümüzdeki senelerde hak ettiği yeri alan bir ligimiz olur.

Anadolu Efes’in Turkish Airlines Euroleague ilk turunda sergilediği performans Top 16 ve daha ileriki turlar için yeterli olacak mı?
Sezon başında Turkish Airlines Euroleague kuraları çekildiğinde bizim mücadele ettiğimiz C Grubu ölüm grubu olarak adlandırılıyordu. Takımlara tek tek baktığımızda hakikaten çok güçlü takımlar yer alıyor. Biz yeni kurulan bir takımız. Yeni kurulan bir takım için grup maçlarının bitmesine iki maç kala gruptan çıkmayı garantilemesi bizim için başarılı bir performans. Grubumuzda yer alan Partizan’ın herkes eski gücünde olmadığını düşünüyor. Ama puan tablosuna baktığımızda Partizan’ın nerede olduğunu görebiliyoruz. Ayrıca kendi saha ve seyircisi önünde onları bizden başka yenen takım da yok. Bizim grupta kaybettiğimiz maçlara baktığımızda sadece ve sadece Spirou maçı bizim için beklenmedik bir mağlubiyettir. O maçı da 1 sayı farkla kaybettik ve kabul ediyorum ki çok kötü bir performans sergiledik. Bunun dışında kaybettiğimiz Maccabi Tel Aviv maçında ise eksiklerimize rağmen iyi mücadele ettik. Kazanabilirdik ama kaybettik. Neticede Maccabi Tel Aviv çok iyi bir takım. Tarrance Kinsley hala sahalara dönemedi, Ersan’ı kaybettik, Esteban Batista sakatlandı durumu kritik. Tüm bunlar bizim için bahane değil ama şanssızlık ve gerçekler. Sezon başından beri kazandığımız ve kaybettiğimiz maçların hiç birinde sakat oyuncularımızın yokluğunu bahane olarak sunmadım. Ama bahsettiğim 3 oyuncunun çeşitli sebeplerden dolayı oynayamamasının nedenleri üst üstte geldiğinde ortaya ilk 5 oynayan 3 oyuncunun oynamadığı gerçeği çıkıyor. Esteban Batista ve Ersan İlyasova bizim 5 uzun rotasyonlu kadromuzun iki önemli eksiği. Bunlar dezavantaj. Bazı maçlar da bazı durumlar vardır takımın bir anda vites büyütmesine neden olur. Bizim böyle bir potansiyelimiz var. Hedeflere adım adım ulaşılır. Top 16’dan sonraki hedef son 8 takım arasına kalmak ardından da Final-Four oynamak bizim amacımız. Şu anki performansımız artarak devam ettiği takdirde hedeflerimize ulaşacağımız inancındayım. Göreve geldiğim günden beri yaptığım icraatların kötü olmadığını düşünüyorum.

Üst üstte kaybettiğiniz maçlarda eleştirildiniz. İşlerin kötü gittiği anlarda antrenörler ilk hedef olur. Bu baskı ve eleştiriler sizi nasıl etkiliyor?
Ben oyunculuk dönemimde de, antrenörlük dönemimde de hep şunu savundum, baskı bir yere kadar her zaman iyidir. Ben bunu çok küçük yaşlarda basketbolun içinden gelen birinden öğrendim. Baskı belirli yerlere kadar, baskıyı idare edebildiğinizde size çok büyük avantaj sağlar. Baskı sizi diri, konsantre ve olayların içinde tutar. Önemli olan baskıyla karşılaştığınızda paniğe kapılmamak. Anadolu Efes, basketbolda ülkemizin en önemli spor kulübüdür. Spor anlamında burada bir tarih yatıyor. Böyle büyük bir kulübün başında antrenör olarak çalışıyorsanız elbette zaman zaman size eleştiriler yapılacaktır. Bilgisi değil ama fikri olan insan bizim ülkemizde çok fazla. Aklı başında doğruları yazan insanlar da var, bu işe Fransız olan insanlar da var. Bunlara bulaşırsan kendi işinle uğraşamazsın. Benim oyunculuk dönemimde internet çok yaygın olmadığı için bu işlere ayıracak zamanım çok olmuyordu, koçluk dönemimde de çok mesai harcamıyorum. Sadece olumsuz eleştiriler için değil, olumlular için de geçerli bu durum. Olumlu yapılan eleştirilere takıldığın zamanda bu sefer eksiklerini görme şansın olmaz. Bir gerçek daha var, o da eleştirilmediğin zaman ortada bir yanlışlık vardır. Eleştirilen adam her zaman değerli adamdır. Eleştirilen kulüp her zaman değerli bir kulüptür. Bazı zamanlar fikirleri zayıf olan insanların eleştirilerine maruz kalabiliyorsunuz, o zamanlarda da bunlara çok fazla takılmamanız lazım. Eleştirilerden zaman zaman doğru şeyler çıkabilir. Bence bunları da dinlemek ve fikir paylaşmakta sakınca yok.

Kaynak: 20/10 Basketbol Gazetesi
Röportaj: Serkan Aslan
Fotoğraflar: Ahmet Tokyay

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

TUBAD-EGITIM-REKLAM

 

- TUBAD
- SEMİNERLER
- HABERLER
- MAKALELER
- RÖPORTAJLAR
- TEKNİK KÖŞE
- DUYURULAR
- VİDEOLAR
- SORU - CEVAP
- ÜYELİK

KÜNYE
İLETİŞİM
REKLAM
www.tubad.org.tr Türkiye Basketbol Antrenörleri Derneği'nin resmi internet sitesidir ve MABİ İletişim Yayıncılık tarafından güncellenmektedir. Sitede yayınlanan her türlü makale, haber...vb içerik kullanılabilir, paylaşılabilir. bilgi@tubad.org.tr

MABİ İLETİŞİM YAYINCILIK www.mabi.com.tr