Makaleler:
Çuvaldız/Selçuk ERNAK

Anadolu’da ya da büyük şehirlerde bu işe yıllarını vermiş emekçileri dinlerseniz, şu tarzda yakarışlarını rahatlıkla duyabilirsiniz ; “bu iş, imkan meselesi kardeşim! Salon yok, top yok, tüfek yok, nasıl oyuncu yetişecek?” Ya da “altyapıda kimse antrenörlük yapmak istemiyor, çünkü evlerini geçindirecek parayı kazanamıyorlar” belki de “bir oyuncu yakalıyoruz, çalıştırmak istesek de büyük takımlar elimizden alıyor”…

Aynı soruna yönetici bakış açısıyla yaklaşırsak da bu sefer; “altyapı için bu kadar maliyet üstlenmeye değer mi, bu kadar uzun süreli bir yatırım yapmak akılcı mı?” tarzı soruları sıkça duyabiliriz.

Mutlaka bu bahsi geçen sorunlar altyapının önündeki engellerdir ve daha bir çokları da bunlara eklenebilir. Fakat bu yazıyı kaleme alırken son senelerde Türkiye Şampiyonaları’nda gözlemlediğim ve oyuncu üretimimiz ve kalitemize sekte vuracak ve bu noktada çuvaldızı bizim antrenörler olarak kendimize batırmamız gerektiğini düşündüm bir durum var ortada.

Yaptığımız oyuncu seçimleri, basketbol sistemimiz, oyuncu yetiştirme konusuna baktığımız pencerenin genişliği, prensiplerimiz vs hep bizim antrenörlük kalitemizin bileşenleridir. Bunun içine tabii ki liderlik,”rol model” olabilme vasıfları, basketbol dışında kalan insan eğitme ve geliştirme konularındaki etkinlikleri de baharat olarak serpebilirsiniz.

Bu seçimleri yaparken kulübün idarecilerinin yada altyapı sorumlusunun çizdikleri çerçeve önemli olmakla beraber, günlük kazanma kaygılarıyla prensiplerden ödün verme olgusu ise bence tamamen antrenörle alakalı ve onursal bir konudur.

Bir altyapı takımını izlediğiniz zaman bence altyapı antrenörünün kalitesini ölçecek en iyi gösterge, takımın ne çalıştığının sahada gözükmesi ve net olmasıdır. Bu, oyuncuların bireysel oyunlarında da, takımın sisteminde de fark edilmelidir. Benim son yıllardaki gözlemime göre altyapılarımızda birçok iyi A takım antrenörü olabilecek genç arkadaşımız çalışmaktadır. Fakat bu onların iyi altyapı antrenörü oldukları ve bu sayede A takım şansları bulacakları şeklinde anlaşılmasın. 

Bu kanıya kapılmamın sebebi birçok altyapı takımının tamamen A takım basketbolunun küçük kopyaları olduğu, hücum, savunma seçim ve kurgularının, oyuncu kullanımlarının, basketbolun mu oyuncuya yoksa oyuncunun mu basketbola hizmet ettiği paradoksunu profesyonel seviyeyle karıştırılmış ya da karıştırılmak zorunda bırakılmasıdır.

Şu tartışılmaz bir gerçektir ki, A takım hücumlarını kopyalayarak basketbolun temel ilkelerini ihmal etmiş, topsuz oyunu bilmeyen, defansın temel anlayışlarını öğrenmeden taktik savunmalarla kazanma kaygısına kapılmış antrenör ve oyuncuların basketbolumuza pek katkısı olmayacaktır.

Eğer 2 senedir Türkiye Küçük Erkekler Basketbol Şampiyonalarını izlemeseydim belki bu yazıda dile getirdiklerim kağıda dökülmeyecek, aramızdaki sohbetlerde kayıtsız satır araları olarak kalacaktı .

Biz daha ‘stance’e oturamayan, pozisyon savunmasını, toplu ve topsuz adamların nasıl savunulacağını öğrenmemiş oyuncuların “one and box”, “one and diamond” savunmalar yapmaya çalıştığı, adam adama savunmayı hiç kullanmayan takımların madalya taktığı, “two and triangle” ve çeşit çeşit ‘zone press’lerin yanında klasik alan savunmalarının gayet naif kaldığı, lise 3’e(!) giden 97 doğumlu(!) oyuncuların ve herkesin elinde doğum belgeleriyle itiraz hakkını saklı tutarak ve çeşitli sebeplerle kullanmayarak, sadece dedikodu yaparak dolaştığı bir turnuvadan yeni döndük. Federasyonumuzun oyuncuların bireysel yetenekleri, paylaşımcılığı ve temel teknik çalışmaların ön plana çıkması amacıyla aldığı 3 sayı atışının küçükler seviyesinde kaldırılmış olması maalesef takımların boyalı alanı terk etmeden yaptıkları alan savunmalarıyla suistimalin de hayli ötesine geçmiştir. Bu turnuvada antrenörlerin kararlarıyla tayin edilen “en iyi guard”, ”en iyi forvet” ve “en iyi pivot” kategorilerine ilk dört sırayı alan takımlardan oyuncu seçilemedi. Bu durumu ben antrenör arkadaşlarımın sahada çeşitli sebeplerle gösteremedikleri vicdani seçimlerinde gösterdikleri şeklinde değerlendirip,  tekrar tüm basketbol camiasına teklifte    bulunuyorum:  Çuvaldızı kendimize batıralım mı?

B. Selçuk Ernak

Bandırma, 2011

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

2019 Dünya kupası Milli takım rakipler belli...
Ukrayna ve Letonya ile aynı gruptayız...

Haberi Oku