Röportajlar:
O BİR DUAYEN: AYDIN ÖRS

Hocam öncelikle Fenerbahçe Ülker’e geri dönüşünüzden bahsedelim. Bu süreç nasıl gelişti? 2007’de ayrıldığınız Sarı-Lacivertli kulübe geri dönüşünüz nasıl gerçekleşti ?

Aydın Örs: Fenerbahçe’den ayrıldıktan sonra belki de ilk ve tek röportajı NBA Türkiye dergisine . O röportajda şöyle bir  cümlem vardı. “Ben  Fenerbahçe’den ayrıldım ama başkanımız Aziz Yıldırım’a hakkını teslim etmem gerek.”. Gerçektende sayın Yıldırım bana o dönem basketbol şubesinin başına geçmem için ısrarlı teklifte bulundu ama ben  o günün şartlarında bunu kabul edememiştim. Antrenörlükten ayrılmamdan sonra geçen 3 yıl içinde de bu teklifler tekrarlandı. Bu yıl içinde de tekrar başkanın davetiyle bir gorüşmemiz oldu. Sonuçta ben de F.Bahçeliyim ve bu camiada çok güzel günlerimiz geçti. Ayrıca basketbol takımının kulüp içindeki yerini, geleceğiyle ilgili planlarını, kulübün sponsor yapısını biliyorum.  Dolayısıyla beni cezbeden şey farklı bir şeyler yapabilirim umudu ve başkanın ısrarlı teklifleri oldu.

Sizin Fenerbahçe’den ayrı kaldığınız süreçte basketbol şubesinde neler eksik kalmış, neler çok iyi yapılmış, bununla ilgili ne gibi gözlemleriniz var?

A.Ö: Yapı olarak geçmişle değil gelecekle ilgilenen bir insanım tabii ki benden sonra da gerek A takım’da olsun gerek altyapıda ve gerekse kulüp yapısı içinde olsun pozitif hamleler yapılmış. Ama burada önemli olan bayrağı nasıl aldığınız değil nereye götürdüğünüzdür . Geçmişle ilgili analizlere girmek istemiyorum ama şunu söyleyeyim; başta sayın Bogdan Tanjevic olmak uzere geçmişte görev alan herkese müteşekkirim. Gerek altyapıda gerek üstyapıda gerekse idari ve teknik mekanizmada düzgün bir yapı devralmış durumdayım bunu da söylemek durumundayım. Bunu daha ileri götürmek için buradayım.

Sözleşme süreniz ne kadar?

A.Ö: Resmi sözleşme çok önemli değil. Gerçi başkan daha uzun süreli bir sözleşme teklif etti ama ben 2 yılı tercih ettim. Neden 2 yıl diye soracak olursanız. Çünkü 2 yıl sonra kulüpte genel kurul var. Bu kurulda sayın Aziz Yıldırım yeniden başkan seçilir ve benimle devam etmek isterse tabii ki devam ederim. Ama başkan değişirse yeni başkanın rahat karar alabilmesi için görevimi bırakmam gerekebilir. O yüzden 2 senelik bir sözleşmeye imza attım

Peki bu 2 yıl sizin uzun vadeli planlarınızı gerçekleştirebilmeniz için yeterli bir süre mi? Kafanızda tasarladıklarınızı gerçekleştirmek için ne kadar bir zaman ihtiyacınız var ve bu doğrultuda Fenerbahçe 5 yıl sonra nerede olabilir?

A.Ö: 5 yıllık perspektifle ileriye dönüp bir şey söylemek için çok erken tabii ama eğer 5 yıl görevimin başında kaldığım takdirde tabii ki planlarım var. Bizim kilit noktamız yönetimin ve sponsorumuz Ülker’in ortaklaşa planladığı 12500 kişilik spor salonu projesi . Bu bizi ileriye götürecek çok önemli bir temel hamle olacak. Yeni salon bize “dünya kulübü” olma yolundaki büyük bir yol açacak. Salonun inşasının ardından sponsor, reklam, tv yayını kombine ve locaların satışından elde edilecek gelirlerle daha büyük bir bütçeye sahip olarak  önümüze daha rahat bakabileceğiz. Ayrıca kulübün iç yapısını yeni yapısal birimler kurup bu birimlerin başına uzman kişileri getirip, geleceği bu uzman kişilerle planlamak önemli. Örnek vermek gerekirse, Euroleague’in de üzerinde çok durduğu reklam ve marketing konusunda bir PR departmanı, yabancı oyuncuları takip birimi, altyapımızı koordine edecek bir birim gibi. Bu birimleri çoğaltırsak o zaman Barcelona, Real Madrid, Panathinaikos, Olympiakos gibi takımlarla boy ölçüşebiliriz diye düşünüyorum. Niye bu kulüpleri örnek gösteriyorum? Çünkü bu kulüplerin de futbol şubeleri var ve hem futbol şubeleri hem de basketbol şubeleri bağımsız birer kurumsal yapı altında çalışıyorlar. Bizim de Fenerbahçe olarak işte bunları örnek alarak bu kurumsal yapıyı geliştirmemiz gerekir. Zaten bunları sağlarsak sahadaki başarılar da kendiliğinden gelecektir.

Bizim iyi bir takımımız var ve bu takımı gençlerle besleyebilecek altyapı mekanizmasını kurup A takımla düzgün bir şekilde entegre ederek güçlendireceğiz.

Sürekli yeni yetenekleri arayış içersindeyiz. Yıldızlar, gençler ve ümitler Avrupa şampiyonlarını izledik. Yani dışarıdan da genç oyuncuları kazandırma projemiz var. Bunun dışında belli oranda maddi gücümüz yerinde olduğu sürece tecrübeli ve kaliteli oyuncuları da her zaman kazandırabiliriz. Sonuç olarak hem yapısal olarak hem taraftarların tribünlere gelip takımı desteklemesi olarak gerekse sportif basarı olarak ve nihayetinde bir bütün olarak Fenerbahçe basketbol takımı kısa ve orta vadede Avrupa’nın sayılı takımlarından biri olacaktır.

Euroleague’de A Lisansına sahip 13 takımdan biriyiz. Bu bir saygınlık ifadesidir. Ama daha da saygın hale gelebilmemiz için hem sportif başarılarda hem de marketing alanında hem de seyirciyi tribünlere çekebilmek konusunda daha başarılı olabilmemiz gerek.

Seyirci azlığı, Fenerbahçe’nin kanayan yarası. Özellikle Avrupa maçlarında taraftarın tribünlere gelmemesi can sıkar hale geldi. Siz her basın açıklamanızda seyirciye ihtiyacımız var diyorsunuz. Taraftarları tribüne çekebilmek için kısa vadeli bir çalışmanız olacak mı?

A.Ö: Tabii benim özel olarak vurguladığım ve hep vurgulayacağım bir nokta seyirci konusu. Bu, artık takımın ihtiyacı dışında Euroleague’de devam edebilmek için bir kriter haline geldi.

Önümüzdeki sezon hem sahada hem tribünlerde bir sınav vereceğiz.

Bu sene salona gelmeme nedeni olarak hiçbir mazereti kabul etmiyorum. Sinan Erdem Spor Salonu’nun her maçta Sarı-Lacivert renklerle donanmasını arzu ediyoruz. Final serisinde nerden baksan 10-12 bin kişi vardı. Fenerbahçe’nin bilinçli seyircisi var aslında ben de o elektriği alıyorum. Soranlar oluyor “hocam maçlar ne zaman başlıyor?  Kombine biletler ne zaman satışa çıkacak?” diye soruluyor. Bu elektriği alıyorum hissediyorum. Bu sene seyirci açısından daha iyi olacağız.

Bu yaz Fenerbahçe Ülker transferin en aktif takımlarından biriydi. Engin Atsür, Kaya Peker, Darius Lavrinovic, Marko Tomas gibi oyuncularla sözleşme imzaladınız. Nasıl değerlendiriyorsunuz transferlerinizi?

A.Ö: Öncelikle oyuncu transferlerinden önce Neven Spahija gibi gercekten cok iyi kariyerli bir coachun takımın başına geçtiğini vurgulamak lazım. Kendisi şimdiye kadar çalıstığı kulüplerde hep büyük başarılara imza atmış, deneyimli bir teknik adam. İyi bir antrenör olmasının yanı sıra hem insan olarak hem kişilik olarak cok kaliteli ve bu bence kulübümüz için önemli bir kazanç. Artı Ertuğrul Erdoğan gibi bu kulübün sisteminden yetişmiş cok değerli bir asistan coachumuz var. Ayrıca Fenrbahçe kulübüne büyük hizmetleri geçmiş olan, kaptanlık seviyesine yükselmiş, taraftarların çok sevdiği Damir Mrsic de menajer olarak görev alacak. Damir’in de varlığının bizim için büyük bir şans olduğunu düşünüyorum.

Oyuncu transferlerine gelince: Biz  Spahija’nın istekleri doğrultusunda ki kendisi sağolsun benim ve Ertuğrul’un da görüşlerini aldı, bu transferleri gerçekleştirdik. Bu arada Roko Ukic’i de transferlere eklemek lazım zira bildiğiniz gibi onun da kontratı sona ermişti ve serbest kalmıştı. Engin’in tabii talihsiz sakatlığı bizi çok üzdü ancak onun sağlıklı bir şekilde sahalara döneceğine inanıyoruz. Geri döndüğünde Engin Atsür, Ukic’le birlikte 1 numaralı pozisyonu kotaracak. 2numaralı pozisyonda takım kaptanımız Ömer Onan var. 3 numaralı pozisyonda Marko Tomas’ı transfer ettik. Onunla beraber Emir Preldzic bu mevkii de görev alacak. Mirsad Türkcan-Kaya Peker ikilisi 4 numarada yer alacak. Bu arada Kaya’yı bir transfer etmek istiyorduk ama kendisi bu transferi bizden daha fazla istedi ki bu çok memnuniyet verici Kaya açısından. Serbest kalmış olan Oğuz Savaş’la yeniden anlaşırken, Lavrinovic gibi Avrupa’nın sayılı uzunlarından birini kadroya dahil ettik.

İhtiyaçlara göre ve coachun isteği doğrultusunda ileriki zamanlarda belki bir iki ufak takviye olabilir.

Herkesin merak ettiği bir soru var. Aydın Örs’ü yeniden benchte otururken görebilecek miyiz? Böyle bir olasılık var mı?

A.Ö: Zannetmiyorum. Çalışmadığım 3 sene zarfında benche dönmem için hem Türkiye’den hem de yurt dışından çok iyi teklifler geldi aslında. Ama ben artık başka bir misyonun peşindeyim. Bu görevi kabul ettikten sonra benim artık antrenörlükle ilgili bir beklentim kalmadı. Zaten bu görevi kabul ettikten sonra antrenörlük daha kolay gelmeye başladı bana. Antrenörlük dünyanın belki de en zor mesleği. Şampiyon da olsan kimseye yaranamıyorsun. Herkes bardağın boş tarafına bakıyor. Ama bu görev de çok büyük sorumluluk getiren bir görev. Çünkü takımın bütçesinden tutun oyuncu transferlerine, pazarlamadan dış ilişkilere kadar her şeyinden sorumlusunuz

Bu sene nasıl bir Türkiye Ligi bekliyorsunuz? Ligin kalitesi sizce geçen yılı aşabilecek mi?

A.Ö: Ligin geçen seneki durumunu gördükten sonra  bu sene çok daha kaliteli bir ligin oynanacağını düşünüyorum. Çünkü geçen sene belki de cok açık ve net soyluyorum bence son 15-20 yılın en kötü Türkiye Ligi oynandı. Umuyorum ki bu sene daha iyi olacak. İddialı takım sayısı daha arttı, gelen yabancı oyuncuların kalitesi yükseldi. Ben keyifli ve kaliteli bir sezon izleyeceğimize inanıyorum.

Gelelim Milli takıma. Yıllar sonra yine bir final heyecanı yaşadık ve gümüş madalya kazandık. 12 Dev Adam için neler söylemek istersiniz? Sizin açınızdan bu başarının önemi nedir?

A.Ö: Tek kelime ile muhteşem bir başarı bu yadsınamaz bir gerçek. Hem ortaya konan oyun itibari ile hem de alınan sonuç itibari ile çok övünülecek bir başarı ve emeği geçen herkesi kutlamak gerektiği kanısındayım.

Teknik ekipten, oyunculara, malzemecisine kadar herkesi kutluyorum. Bir takım konseptinin sonucunda böyle bir başarı gelebilirdi ancak ve kimse ön plana çıkmadan, yardımlaşma ve paylaşma ön plana alınarak gümüş madalya elde edildi.

Tabi burada şöyle bir durum var; Bende aynı şeyleri yaşadığım için üstünde durmak istiyorum, bundan sonra neler olacağı sorusu çok önemli. Bunun iki boyutu var. Bir tanesi bu başarının Türk Basketboluna, Türkiye Liglerine, Kulüplere, altyapılara, Avrupa Kupalarına ne kadar yansıyacağı önemli ve bunun için de Türkiye Basketbol Federasyonuna görev düşüyor.

Diğer boyutu ise bu başarının devamlılığı. Milli takım bir istikrar sağlamalı. Bu bir şampiyonluk veya final anlamında değil fakat devamlı surette ilk dörde oynamamız gerekiyor.

2001’de bu başarıyı yakaladığımızda ne yazık ki bir gün sonra 11 Eylül olayları patlak verdi, ekonomi büyük bir çöküş yaşadı bu nedenle kulüplerimiz çok kötü etkilendi ve maalesef başarımızın meyvelerini toplayamadık ama umuyorum ki bu dönemde böyle sıkıntılar olmaz bu sayede başarıyı genişletme şansımız olur. Baktığımızda Türkiye Liglerinin kalitesi çok düştü. Pazarlama ve Sponsorluk hareketleri çok zayıfladı bu nedenle Türkiye Basketbol Federasyonunun özellikle bu konular üzerinde yoğunlaşması gerektiği kanısındayım. Çünkü son yıllarda kimlerin play off oynayacağı kimlerin ligden düşeceği sezonun hemen başında neredeyse belli oluyordu yani çekişme çok azdı.

Geçmişte bana sorduklarında şunu söyledim; Türk basketbolu ilerliyor bunu kimse inkar edemez ama biz 2001’de o turnuvanın ikincisi olduk, Avrupa’nın en iyi ikinci basketbol ülkesi değildik. Şimdi de bu mantıktan uzak olmamamız lazım, turnuva bazında değerlendirip motivasyonumuzu basketbolu nasıl ileriye taşırız konusunda kafa yormalıyız yoksa turnuvada kalırsak yine sıkıntılar yaşayabiliriz.

12 Dev Adam’ın en çok hangi özelliğini beğendiniz size göre neleri doğru yaptılar.

A.Ö: Takım konseptini çok beğendim. Benim anlayışımdaki takım anlayışı savunmada yardımlaşma ve hücumda da paylaşmadır. Milli takımımız da bunu tam anlamı ile yerine getirdi. Basketbolda sihirli bir formül yok, nasıl takım olduğunuz önemli ve bu kriterleri yerine getirdiğiniz de başarılı oluyorsunuz.

2001’de Sizinle birlikte başarılı olan 79 jenerasyonu artık sona doğru yaklaşıyor altyapıdan oyuncuların, gençlerin 2001’e nazaran entegresi bu kez daha çok dile getiriliyor siz bu konuda neler düşünüyorsunuz? Altyapıdan ümitlimisiniz?

A.Ö: Bir yönetici olarak bunun aksini söylemem zaten imkansız. 2001’den sonra da bazı pozisyonlarda sıkıntı yaşarız diyorduk ama arkadan gelen gençler bu eksikleri tamamladılar. Alttan oyuncular yine olacaktır ve başarılı olacaklardır. Belki kulüpler bazında iyi değiliz ama milli takımlar nezdinde iyi sonuçlar alıyoruz ve umutsuz olmamak gerektiği düşüncesindeyim. Biz Fenerbahçe Ülker olarak ülke çapında, uluslararası alanda oyuncu takibi içindeyiz ve mevcut altyapı düzenini daha ileriye götürmek için arayış içindeyiz ve üzerimize düşeni yapmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Peki hocam son bir şey sormak istiyorum. Antrenörlük denklik sınavına girecek misiniz?

A.Ö: Valla ben de işte bu sınavlara hazırlanıyorum 40 soruluk testler veriliyormuş. Ben de çözebilirsem bu 40 soruyu denklik alabileceğim…

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Necip Kapanlı " Basketbolumuzun geleceğini"...
Basketfaul.com'da ki köşe yazısınında "Kaybolan jenerasyonlarla ilgili çarpıcı bir yorum getirdi.

Haberi Oku