Röportajlar:
Vucinic: Oyun, coachun kişiliğini yansıtır

 

ürk basketboluna hizmet ettiği 1951 yılından bu yana sayısız oyuncular yetiştiren Darüşşafaka, 18 sezon sonra İkinci Lig'de mücadele etmeye hazırlanıyor. 1992-2010 yılları arası Birinci Lig'de kimi zaman play-off yarı finali oynayan Yeşil-siyahlılarda bu sezon da dümende Sırp asıllı Yeni Zelandalı teknik adam Nenad Vucinic var. Kendisiyle yaptığımız röportajda Daçka dışında Yeni Zelanda Milli Takımındaki görevi, gelecek ile ilgili planlarını TURKBASKET'e anlattı.

''HİSLERİMLE HAREKET EDERİM''
-Geçen sezon Türkiye'ye geldiğinizde ilk 12 maçını kaybedip, dibe demir atmış bir Darüşşafaka'yı teslim aldınız. Bu sizin kariyeriniz için de bir kumar değil miydi? Buraya gelirken size destek veren birileri var mıydı?

Aslında birçok insan gelmememi söyledi bana (Gülerek). Bu tip kararlarda hislerimle hareket ederim. Açıkcası Darüşşafaka'ya gelirken herhangi bir tereddüt  yaşamadım. Zaten hayatımda 'Yapabileceğinin en iyisini yapabilirsen, istediğin hedefe ulaşabilirsin'i  bir prensip haline getirdim. Oynadığımız 18 maçında 6'sını kazanırken, birçok maçı son anda kaybettik. Hiçbir zaman zorluktan kaçan bir insan olmadım.

- Daçka ile 3 yıllık bir sözleşme imzaladınız. Geçen sezon ortasında Birinci Lig'de aldığınız takım şu anda İkinci Lig'de. Türkiye'de kalmanızda ne gibi kriterler etkili oldu?
Ben Darüşşafaka'ya geldiğim zaman Birinci Lig'deydi. Kaldığım o kısa sürede kulüp çalışanları ile pozitif bir çalışma ortamı yakaladık. İstanbul'u da çok seviyorum. Ama her şeyden öncelikli Daçka'nın bu basketbol yapısını ve anlayışını seviyorum. Dolayısıyla bunlar burada kalmamda etkili oldu. Ben sözleşmeyi imzaladığımda kulübün hedefleri daha farklıydı. Ancak ilerleyen günlerde daha düşük bir bütçeyle yola devam etme kararı aldık. Bu nedenle bu sezon daha genç oyunculardan kurulu bir takım oluşturduk. Amacımız bu genç oyuncuları basketbollarını geliştirerek, onlarla 2.Lig'de deneyim kazanmak. Daha sonraki yıllarda ise Birinci Lig'e çıkmak.

- Bu sezonki kadroya baktığımızda 1976 ile 1993 doğumlu arasında 13 oyuncuyu görüyoruz. 21.6 yaş ortalamasıyla oldukça genç bir takımınız var. Bu takımla hedefiniz nedir ?
İki öncelikli hedefimiz var. Birincisi İkinci Lig'de bir şekilde tutunmak istiyoruz.  İkincisi ise oynadığımız her maçı kazanmak istiyoruz (Gülerek). Açıkcası genç, tecrübesiz ve kuvvetli gözükmeyen bir takım profilimiz var. Ancak yine de bu dezavantajlar her maçı kazanmamızın önünde bir engel değil. Rakiplerimiz ne kadar kuvvetli olursa olsun, sahaya galibiyet için çıkıp, kazanmaya çalışacağız.

-İkinci Lig'in sertlik açısından Birinci Lig'den hiçde kalır yanı olmadığını biliyor musunuz ? İkinci Lig hakkındaki düşünceleriniz nelerdir ?
Anlatılanların dışında video'da birçok maçı izledim. Türkiye'deki İkinci Lig, Avrupa'daki benzerleri gözönüne alındığında en zorlu ve en kaliteliler arasında yer alıyor. İspanya, İtalya ve Yunanistan ayarında. Oldukça zor bir lig. Çok tecrübeli oyuncular var. Ev sahibi avantajı olan takımlar var. Sezonun ne kadar zorlu olacağının farkındayım.

''HEDEF ALTYAPIDAN OYUNCU ÇIKARMAK''

-Sizinle birlikte Darüşşafaka, yine eskisi gibi oyuncu yetiştiren bir okul mu olacak? Yani Birinci Lig'e çıktığınız zaman yine eskisi gibi sponsor desteğiyle yapılan transferlerle kadro kuran Daçka mı, yoksa kendi öz varlığına değer veren bir kulüp mü seyrececeğiz ?
Bütçe olarak büyük takımlarla mücadele etmemiz çok zor. Darüşşafaka geçmişte de kendi oyuncularını yetiştiren bir kulüp olmuş.Geçmiş 3-4 yılda ise altyapıdan A takıma çok üst düzey oyuncu gelmediğini öğrendim. Benim öncelikli hedefim, altyapıdan A Takıma çıkacak kalitede oyuncular yetiştirmek. Ancak Avrupa'daki bazı örneklerinde olduğu gibi ancak  oyuncu yetiştirerek bu zorlu mücadelenin içinde yer alabiliriz. Sponsor bu işin gerçeği. Bu işler parasız da olmuyor. Sponsor bulursak daha iyi ama bulamasak da genç oyuncularla mücadele edebileceğimizi düşünüyorum.

-Geçtiğimiz günlerde internette ünlü teknik adam Pini Gershon'un bir röportajını okudum. Deneyimli teknik adam 'Her coach kendi felsefesini yaratmalıdır' diye bir söylemde bulunmuş. Sizce bu söz ne ölçüde doğru?
Ben de bu konuda Gershon ile hemfikirim. Her coachun mutlaka etkilendiği başka teknik adamlar vardır. Beraber çalıştığım her coachdan birşeyler aldım. Partizan genç takımında oynarken, yani eski Yugoslavya döneminde çok kaliteli coachlar vardı. Tanjevic, Ivkovic ve Nikolic gibi. Yaşım ilerledikçe başka coachların söyledikleri, yaptıklarını takip ederek, onların hep iyi , hem de kötü taraflarını aldığımı ve tecrübe edindiğimi söyleyebilirim.

-Sizin oyun felsefeniz nedir ?
Öncelikle bir coachun oyun felsefesinde kendi özünü yakalaması gerektiğini düşünüyorum. Bu felsefe teknik adamın kişiliğini ve tecrübesini sahaya yansıtmalı. Sahadaki oyunu sadece basketbolumu değil, tecrübem ile kişiliğimi de gösterir. Doğru ve iyi insanlarla iletişim içinde bulunmak benim felsefemdir. Kısa vadeli hedeflerde, bu şekilde hem kendini, hem de etrafındaki insanları geliştirebilirsin.

-Beş kez Yılın Antrenörü seçildiğiniz Yeni Zelanda'da hem oyuncu, hem teknik adamlığı beraber yürüttüğünüz anlarda oldu. 1998 ve 2007'de Nelson Giants ile şampiyonluk yaşadınız. Avrupa'dan geldiğinizde herhangi bir uyum sıkıntısı yaşadınız mı?
Yeni Zelanda benim için yeni bir ülke değildi. Babam Yugoslavyalı (Karadağlı) olsa da, annem Yeni Zelandalıydı. 23 yaşıma kadar Belgrad'da yaşadım. O süreye kadar da 3-4 kez Yeni Zelanda'ya gittim. 1988'de Yugoslavya'dan ayrıldığımda sadece 6 aylığına çıkmıştım yola. Ama bu süre 19 yıl oldu (Gülerek). Yeni Zelanda'ya geldiğimde basketbol düzeyi Avrupa'nın oldukça altındaydı. Bu nedenle fazla sıkıntı yaşamadım. Bu arada kendimi çok şanslı hissediyorum. 2 evim vardı, biri Belgrad'da diğeri Yeni Zelanda'da. Şimdi de Türkiye üçüncü evim oldu.

''DAÇKA İLE ERKEN İMZALADIM''

-Dünya Şampiyonası sonrası herhangi başka bir kulüpten veya başka bir milli takımdan teklif aldınız mı?
Ben çok erken, neredeyse sezon biter bitmez, Darüşşafaka ile sözleşme yeniledim. O zaman kulüpte şartlar değişikti. Dünya Şampiyonası sırasında bütçe başta olmak üzere şartlar farklılaştı. Ben imzalamıştım, bu nedenle herhangi bir başka takım için arayışım olmadı. Dünya Şampiyonası sonrası birkaç transfer dedikodusu çıktı ama zaten bunlar bana gerçekçi gelmemişti. Neredeyse tüm takımlar o dönemde teknik adamlarını bulmuşlardı. Ben şu anda Darüşşafaka'nın coachuyum ve söylentilerle ilgilenmiyorum. Milli Takımımdaki görevime gelirsek. Yeni Zelanda Basketbol Federasyonu benim sözleşmemi uzatmaya çalışıyor. Sanırım önümüzdeki haftalarda bu konuda bir gelişme olacak.

- Dünya Şampiyonası'nda görev alan 24 teknik adamın yaşlarına baktığımızda en genç dördüncü coach'sunuz.
Açıkcası ben kendimi o genç kategorisine koymuyorum. Avrupa ve Dünya Şampiyonları'na baktığınızda genellikle ülkeler tecrübeli coachları tercih ediyorlar. 45 ile 65 yaş arası teknik adamlık için en verimli dönem. Ben de bu süreler arasında teknik adamlık yapabileceğimi umuyorum.

-Darüşşafaka'ya Pero Cameron gibi deneyimli oyuncuların yanısıra Thomas Abercrombie gibi gelecek vaat eden Yeni Zelandalı oyuncuları getirmeyi düşünür müsünüz?
Benim için oyuncunun nereli olduğu pek önemli değil. Sonuçta çalışabileceğim en iyi oyuncuları tercih ederim.Tabi ki Yeni Zelanda'da çok yetenekli genç oyuncular var. Ama bu oyuncuların büyük bir bölümü Avustralya'da oynuyor. Gerçi o lig bizim Türkiye'deki ligin serliğinde değil ama oradan buraya gelen Cameron ve Newley gibi başarı sağlayan oyuncular düşünebilirim. Bu arada Thomas Abercrombie'ın iyi bir geleceği olduğunu düşünüyorum. 23 yaşında ama Avrupalı oyuncuların 18-19 yaşındaki basketbol düzeyinde henüz. Önümüzdeki yıl Avrupa'ya gelebileceğini düşünüyorum. Kısa forvet pozisyonunda çok önemli işler başarabilecek potansiyaline sahip.

-Dünya Basketbol Şampiyonası öncesi verdiğiniz bir röportajda 'Amacımız iyi bir basketbol sergilemek' demiştiniz. Bu hedefinize ulaştınız mı?
Kadromuzda çok tecrübesiz oyuncular vardı. Yine de tüm bu dezavantajlara rağmen gruptan çıkarak son 16'ya kalmak bir deneyim  oldu. Bu nedenle yakalanan 12.'lik sonucunu başarı olarak değerlendirebiliriz.

''YARI FİNALDE ABD ÖNÜNDE ŞANSINIZ OLURDU''

-Dünya Şampiyonası'nda Türk Milli Takımının ABD'yi yenme şansını soracaktım. Eğer bu final 1 gün sonra oynanansa Türkiye'nin bir şansı olabilir miydi ?
Sırbistan ile oynadığınız yarı finalin ardından ABD ile fnal oynamak gerçekten çok zordu. Yarı finali geçip, madalya almayı garantiledikleri için tüm oyuncular büyük bir sevinç yaşadılar. İnanıyorum ki, Türkiye final yerine yarı finalde ABD ile karşılaşsaydı kazanma şansı daha yüksek olurdu. Çok zorlu geçen bir yarı final maçının ardından final oynamak gerçekten kolay değildir. Ama Dünya İkinciliği'de Türk basketbolu adına çok önemli bir derece oldu.

-Peki 2002'de Tab Baldwin'le Dünya Dördüncüsü olan Yeni Zelanda ile 2010'da sizin başında olduğunuz Yeni Zelanda'nın oyun anlayışında fark var mıydı ?
2006'da Tab'in ayrılmasının ardından takımın başına geçtim. Ben o 2002'deki savunma sertliğini devam ettirmeye çalıştım. Basketbol anlayışı olarak fazla bir farkımız yok. Bu mentaliteyi devam ettirmeyi başardığımızı söyleyebilirim.

canbudak@turkbasket.com

Not:  Bu röportajın gerçekleşmesinde yardımcı olan Darüşşafaka Kulüp Müdürü Sayın Ahmet Eran'a teşekkür ederiz.

Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Erdem Can,Basket dergisi.com' a açıklamalarda...
Siz yabancıların gelişine belli kısıtlamalar getirirseniz, takımlar da çok kaliteli yabancılar almak durumunda...

Haberi Oku