Erhan Toker Röportajı (Kaynak:TBF)


Röportajı yaparken sohbet aralıklarında öğrendiğimiz bazı detaylarda belki de bu başarının sırrı saklıydı. Son zamanlarda takımı ile yaptığı toplantılarda yada oyuncuları ile yaptığı bire bir sohbetlerde “Kazanmak” kelimesini çok fazla telaffuz etmediğini, daha çok savunmada kendilerine hedef sayılar belirlediklerini öğrendik. Altyapılarda maç kazanma stresinin yarattığı baskıyı oyuncularından uzaklaştırmayı başaran tecrübeli antrenör, bu sayede doğru iletişimin gücünü de altın madalya ile süslemiş oldu.


İlk olarak bu kategoride Bursa’ya 12 yıl sonra gelen başarıdan biraz bahseder misiniz?
Sezon başından beri takımımla birlikte şampiyonluğa inanarak çalışmıştık. Yıldız Milli Takım ile Avrupa üçüncüsü, lise takımıyla da Türkiye Şampiyonu ve Dünya üçüncüsü olmuş oyunculardan kurulu bir ekibiz. İnancın yanı sıra kendine olan güveni gelişmiş bir takım ruhumuz da vardı. Gençler düzeyinde iyi bir kadromuz olduğu gerçeğini bilerek çalıştık. 12 yıl sonra gelen şampiyonluk hem bizi hem de kulübümüzü gerçekten mutlu etti.

Kadronuza sonradan dahil olan ve turnuvayı izleyenlerin önemli gelişme gösterdiği yönünde yorumlar yaptığı Samet Geyik’in sezon boyunca sergilediği performans için neler diyeceksiniz?
Kendisi sezon başında bizim kadromuza dahil oldu. Geldiği günden itibaren çok istekli ve azimliydi. Biz de ona elimizden geldiği kadarıyla yardımcı olmaya çalıştık. Zaten A takım kadrosunda da kendisine yer buldu. Mümkün olduğu kadar ona özel antrenmanlar yaptırdık çünkü basketbolcu olabilmek için çok çalışıyor, kendini geliştirmek ve eksik yönlerini tamamlamak için çok çabalıyordu. Bunun karşılığını da şampiyonada iyi bir performans göstererek aldı. Büyük bir potansiyele sahip, eksiklerini tamamlamaya devam ederse ileriki yıllarda daha da iyi bir oyuncu haline geleceğine inanıyorum.



Genç Milli Takımdaki göreviniz nedeniyle bu seviyedeki tüm oyuncular hakkında bilginiz var. Sanırım teknik ve taktiksel açıdan bu da bir avantaj yaratmıştır.
Elbette, bu yaş grubundaki çoğu oyuncu ile çalışma fırsatımın olması yadsınamaz bir avantaj. Diğer antrenör arkadaşlarım maçların video görüntülerinden oyuncular hakkında yorum yapmaya çalışırken, ben onlarla çalışmış, birlikte antrenman yapmış olduğum için fazlaca detay biliyorum.

Takımınızı motive ederken nasıl bir yol izliyorsunuz?
Başından itibaren herkese iyi bir kadro olduğumuzu ispat etmek için çalıştık. En büyük motivasyonumuz da buydu çünkü bu jenerasyon ile daha önce başarısızlıklar da yaşadık fakat o zaman da iyi bir kadroya sahip olduğumuzu ve başarının geleceğine biliyorduk. Ayrıca çalışmalarımızı şampiyon olmak hedefiyle değil iyi oyuncular yetiştirmek bunları da maksimum düzeyde Türk basketboluna kazandırmak amacıyla yaptık. Bunun yanında birinciliğe oynayan bir kadromuz olduğuna da inancımız tamdı. Sonuç olarak Türkiye Şampiyonluğunu elde etmemiz bizi çok sevindirdi. Bu başarıda Nihat İziç ile birlikte yardımcı antrenörler Fahri Güler ve Ali Salkım’ın ayrıca antrenör arkadaşım Mustafa Derin ve kondisyonerimiz Serdar Ergök’ün emeği var.

Altyapılarda bir yada iki yaş küçük oyuncuların hem teknik açıdan hem de güç olarak bir üst kategorilerde oynaması oyuncu açısından pek kolay olmazken antrenör açısından bir risk. Genç Erkekler Türkiye Şampiyonası’nda siz bu kategori için 2 yaş küçük Kenan Sipahi’ye şans verdiniz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Kenan Sipahi uzun zamandır birlikte çalıştığım bir oyuncu. Küçük takımdan beri ekibimle onun potansiyelinin farkındayız. Bu yüzden de Kenan’ı hem kendi gelişimi için hem de bunu başarabilecek bir oyuncu olduğu için hep üst kategoride oynattık. Kendisi oyun kurucu pozisyonda bu sene sergilediği performans ile “En iyi oyun kurucu” ödülünü aldı. Bu performansı ile Genç Milli Takım kadrosuna da girmeyi başardı. Açıkçası 1995 doğumlu bir oyuncuyu 1993 doğumlular arasında oynatmamız değişik bir durum değil çünkü Kenan bunu kendi başarısıyla sağlamış bir oyuncu. Diğer taraftan sezon boyunca A takımımızla antrenmanlara çıkarken, bazı maçlarda da Beko Basketbol Ligi’nde forma giydi. Bu da gösteriyor ki; kulübümüz ve Nihat İzic de kendisine güveniyor ve ondaki potansiyeli geliştirerek değerlendirmek istiyorlar.

Bu sene birlikte çalıştığınız takımda yer alan bazı oyuncuların Yıldız Milli Takım ile Avrupa üçüncülüğü, lise takımıyla Türkiye Şampiyonluğu ve Dünya üçüncülüğü yaşadığını düşündüğümüz de oluşan özgüven de takımı olumlu etkilemiş olmalı…
Geçtiğimiz sezon Antalya’da ilk dörde girememiştik. Oradan sonra bu oyuncuların üçüyle Yıldız Milli Takım’da devam ettik ve Avrupa üçüncülüğü yaşadık. Bunun yanı sıra sizin de söylediğiniz gibi yaşanmış lise ve dünya şampiyonlukları var. Bunlar tabi ki büyük bir tecrübe ve özgüven kazandırdı. Fakat şuna inanıyorum ki; bu tecrübeleri yaşamamış olsalar dahi bu çocuklarla Türkiye Şampiyonası’nda başarılı olacaktık. Çünkü gerçekten çok inanmıştık.

Sizin oyuncu kriterleriniz nedir?
İlk olarak mücadeleci, iyi karakterli ve kendinden daha fazla takımını önemseyen oyuncular yetiştirmek istiyoruz. Basketbolla ilgili kısımlar bunlardan sonra geliyor aslında. Oyun zekası ve fundamentalı iyi olan gençleri kazanmak istiyoruz.

A takımlara oyuncu yetiştirmeye çalışırken kendi basketbol felsefinizi sahaya nasıl yada ne kadarını yansıtabiliyorsunuz?
Tabi ki hem Tofaş’ta hem de milli takımda sadece benim felsefeme endeksli bir oyun oynamıyoruz. Hem kulüp hem de A Milli Takım bazında oyuncu yetiştirmek üzerine odaklandığımız için aslında var olan bir felsefeye yeni basketbolcular kazandırmak için çalışıyorum. Bu yüzden tam anlamıyla sadece kendi felsefem değil ama içinde çok fazla inandığım şeylerin olduğu bir duruma hizmet ettiğimi düşünüyorum. Altyapıdaki tüm antrenörler de aslında üst takımlarına oyuncu yetiştirmek amacıyla görev yapıyorlar. Bu nedenle ortaya ortak bir felsefe ve ona uygun davranan antrenörler çıkıyor. Doğru olanda bu.

Savunma mı? hücum mu?
Son yıllarda çocuklara hep söylediğim şey şu; “Hücum maç kazandırıyor, savunma da şampiyon yapıyor”. Sadece hücumu düşünerek oynarsanız maç kazanabilirsiniz ama sonunda şampiyonluk gelmeyebilir. Eğer hedefiniz şampiyonluksa çok iyi savunma yapmanız gerekir.

Bir de bu başarının arkasında size destek veren özel kişiler olmalı. Son olarak onlara da bir şey söylemek ister misiniz?
A takımın yanı sıra altyapıdaki ve Genç Milli Takımdaki görevlerim nedeniyle yılın büyük bölümünü ailemden uzakta geçiriyorum. Ama onların desteği benim için çok önemli. Bunu görmezden gelmek haksızlık olur. Beni büyük bir özveri ile destekleyen eşime ve 11 yaşındaki oğlum Utkan’na da çok teşekkür ediyorum.

Röportaj: Dilvin Yücebarlas (TBF)
Anahtar Kelimeler

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Kadınlar maçında tribün dehşeti.
Taraftarlar arasında yumruklu kavga zorla bastırıldı.

Haberi Oku