19. Tübad Mehmet Baturalp Turnuvası Ufuk Sarıca Röportajı

TÜBAD: Koçlarla Evde Sohbet’in bu bölümünde Esenler Erokspor Başantrenörü sevgili Ufuk Sarıca konuğumuz. Aynı zamanda kendisi Derneğimizin Yönetim Kurulu üyesi. Ufuk Hocam hoş geldin.
Ufuk Sarıca: Hoş bulduk.
TÜBAD: Turnuvamızla başlayalım istiyorum. Bu sene 19’uncusunu düzenliyoruz turnuvamızın, görüşlerini alalım.
Ufuk Sarıca: Senin de söylediğin gibi artık geleneksel hale gelmiş bir turnuva, TÜBAD Turnuvası. Tabii ki biz de bu turnuvanın bir katılımcısı olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz. Ayrıca diğer üç takımımızla beraber çok sert burada bir turnuva oynayacağız, iki maç yapacağız sezon öncesi. Bunun da ayrıca bizim için bir önemi var. Dolayısıyla güzel bir turnuva olacak, emeği geçen herkese teşekkür ederim.
TÜBAD: Geçen sene Esenler Erokspor’la başarılı bir sezon geçirdiniz. Bu sene Avrupa’da da mücadele edeceksiniz. Yeni sezonla ilgili görüşlerini almak isterim.
Ufuk Sarıca: Tabii hep sezon başları koçlar hep aynı şeyi söylüyor belki ama doğru da; her sene iş daha da güçleşiyor, bir de o kısmı da var tabii ki. Sezon başları zor. Biz yine fazla sayıda bir değişiklik yaptık takımda. Dolayısıyla bunun da takımın oturması için biraz zamana ihtiyacımız var, beraber kilometre yapmamız lazım. Avrupa tarafı var senin dediğin gibi; geçen sene çok güzel bir sezon geçirdik. Hedeflediğimiz yerlerde bitirip özellikle Avrupa Kupası’nı da açtık. Bu sene her iki kulvarda başlayacak bu yarışma, oraya hazır olmaya çalışıyoruz. Takımı bir an önce oturtmaya çalışıyoruz.
TÜBAD: Peki hazırlık döneminde öncelik sıralaman nasıl oluyor? Nelere öncelik veriyorsun? Takıma yeni oyuncuların katıldığı süreçlerde takım olgusu, takım kültürünün oturması için özel olarak neler yaparsın?
Ufuk Sarıca: Şimdi tabii bir kere ben defalarca böyle çok sayıda oyuncuyla sezona başlayıp onları da genelde iyi bir takım haline getirdiğimden dolayı bir tecrübe var. Çünkü bazen bazı koçlar uzun süre aynı oyuncularla veya iki üç tane eklemeyle sezona başlar, orada da başka türlü güzel avantajlar, değişik avantajlar olabilir. Burada tabii kurallar diyorum ama kurallar sadece saha içindeki teknik anlamdaki kurallar değil; sahanın dışında da bir takımın davranışıyla beraber işte en azından en ufak bir örnek vermem gerekirse kamp düzenleri, yemek düzenleri, toplantı düzenleri… O yüzden zaten kısa süreli kamplara gidiyoruz, ben çok uzun süre kamp yapma taraftarı olan bir koç değilim, öyle bir yapım yok. Ama o kısa sürelerde de özellikle tabii ki saha içindeki çalışmaları yapıyoruz ama saha dışında da o takımdaşlığı, o kimyayı oturtmaya çalışıyoruz. Belli kuralları veriyoruz. Elbette oyuncular buraya geldiklerinde bilmiyorlar koçun ne istediğini veya staff’ın ne istediğini, kulübün geçmişini, kurallarını… Bunları en kısa sürede oturtmak ilk önceliğimiz oluyor. Bununla da beraber tabii ki hazırlık dönemini en iyi şekilde yapıyoruz ama çoğu takımda da böyledir diye düşünüyorum; sezon başladıktan sonra da yol katedebilmek, takımın büyümesi, diğer başka unsurlar oluyor. Bunu da ben, biz bu sene de yaşayacağımızı düşünüyorum. Ama başında olabildiğimiz kadar hazır olmak için hem bu karşılaşmaları, hazırlık maçlarını yapıyoruz hem de antrenman düzeni, işte antrenmanla maç düzenlerini, yapacaklarımızı tekrar ediyoruz bol bol.
TÜBAD: Peki antrenör olarak felsefeni nasıl tanımlarsın?
Ufuk Sarıca: Antrenör olarak felsefem agresif bir oyun yapısı, hem hücumda hem müdafaada. Ama her şeyden önemlisi bence topun değeri. Ben kendim topun değerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Yani rakibe yaptırabildiğim kadar işte top kaybı, turnover neyse onu yapıp, onları bozup minimumda da takımın kalmasını istiyorum. Ki senelerdir aslında hep turnover şeyinde benim takımlar biraz daha böyle az turnover’la yukarıda kalıyor, bu benim için önemli bir şey. Ama oyunu da hızlı oynamaya çalışıyoruz. Çünkü kolay sayıya gidebilmek bugün basketbolda çok değerli. Çünkü yarı sahada işler her geçen gün zorlaşıyor. Fizikler, oyuncuların özellikleri diyeyim, yeteneklerinden ziyade özellikle fiziksel kapasiteleri geliştiği için buralarda bazen zorluklar yaşayabiliyorsunuz. Hani biraz daha bu şekilde bir felsefeyi oyuncularıyla beraber hani onlara da belirli alanlarda özgürlük veren bir yapım var.
TÜBAD: Peki oyunculuk döneminde yıldız bir oyuncu olmanın bugün antrenör olarak yıldız oyuncuları ve egoları yönetme konusunda nasıl bir katkısı oldu? Oyunculuk döneminden bu konuda antrenörlüğüne taşıdığın deneyimler neler oldu?
Ufuk Sarıca: Şöyle, bir kere tabii o film kareleri sende çok yaşanmış şekilde var. Çok üst düzey oyuncularla, koçlarla ben uzun süre basketbol oynadım. Dolayısıyla oyuncuların o kaçış noktalarını hemen hemen önceden tahmin edebiliyorum. Bu belki de bana bir avantaj getiriyor. Bazen hatta işte antrenman olabilir veya herhangi bir kamp düzeni olabilir, yemek düzeni olabilir neyse; buralarda onlara bazen alanlar bırakıyorum önceden şey yapıp ya da o alanları onların kullanması, bana getirmesini istiyorum ama bende bazılarının cevabı hazır. Ama sonuçta tabii oyun değiştiği gibi işte genç kuşak da değişiyor. Aşağıdan yeni bir jenerasyon devamlı geliyor, ona kendini adapte etmen lazım. Ama en büyük tabii ki tecrübe yaşanmışlıklar. Orada yaşadıkların hepsi sana bir tecrübe olarak dönüyor. Ne bileyim yani, bu belki demin sorduğun soruyu da bağlar, hani koç felsefen, tarzın nasıl diye. Mesela ben kolay kolay oyuncu şut kaçırdı diye çıkarmam ama şut atmadı diye mesela çok oyuncuyu oyundan almışlığım vardır. Veya çıkaracağım bir oyuncu o sırada şut bile kaçırsa o pozisyonu beklerim, bir pozisyon sonra çıkarırım. Ama dışarıda mutlaka o neyi konuşacaksam… Tabii onun belli sınırları var. Hani bazen de bazı oyuncuların tavrı daha değişken, daha şaşırtıcı olabilir edepsizce olmadığı sürece, takımın düzenini bozmadığı sürece. Hani oralarda bir parça daha böyle geçmişten gelen o tecrübeleri kullanıyoruz yani. Ama tabii oyun çok değişti, o da bir gerçek.
TÜBAD: Peki antrenörlüğe ilk başladığın yıllara gidersek genç haline, şimdiki deneyiminle neler söylemek istersin?
Ufuk Sarıca: Başlama derim koçluktan sonra! Ya çok zor iş, bence daha akıllı bir seçim yap! Ya şaka bir yana tabii çok zevkli. Hani şu geçmişteki görüntüye baktığım zaman tabii ki kazandığım tecrübeleri… Her gün bir tecrübe, her gün yeni bir şey öğreniyoruz yaş ne kadar ilerlerse ilerlesin. Ama o tecrübeyi de şu an ancak başlayan birine söyleyebilirim ama o başlayan biri de veya o başlayan Ufuk, bazı şeyleri yaşayarak görmeli. Yaşayarak hata yapmalı veya doğruyu bulmalı, sadece salt söylemekle de olmuyor. O yüzden memnunum ama şeyi söylerdim ya: “Başlama bu işe, başlama!”
TÜBAD: Peki, ama iyi ki başlamışsın diyorum! Vakit ayırdığın için teşekkür ederiz, yeni sezonda başarılar diliyorum.
Ufuk Sarıca: Teşekkür ediyorum sana.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir